"Bozcaada’ya gittiyseniz, ilk görüntünün moral bozucu olduğunu bilirsiniz. Vapur yaklaştıkça, karşınızdaki boz görüntüler giderek büyür. Boz kıyılar, yeşile hasret boz tepeler... İnsanın canı aynı vapur ile gerisin geri dönmek ister... Bozcaada aşıklarından olan Haluk Şahin, "Bozcaada Kitabı"nda görüntünün aslını şöyle anlatır: "Fettan Ege adalarının belki de hiç biri, arşipelin hemen ağzında bulunan Bozcaada kadar aldatıcı olamaz. Dört farklı yerden baktığınızda dört farklı görüntüyle karşılaşırsınız. Anadolu’dan bakıyorsanız görünüme egemen olan boz, alçak, çıplak tepeler bu adada yaşam olup olmadığı sorusunu akla getirebilir. Batıdan, yani açık deniz tarafından bakıyorsanız, beyaz yarları, kıvrımlı koyları ve arkasındaki çamlıklarla Ege’nin en güzel adasına geldiğinizi düşünebilirsiniz. Çanakkale Boğazı yönünden bakıyorsanız, üç mevsim yemyeşil bağlarla adeta Provence’dasınız ve bu görünümle boz kelimesi arasındaki bağlantıyı merak edersiniz. Güneyden bakıyorsanız, sarp kayalıklar, küçük koylar, Bodrum yarımadasına geldiğiniz sanrısını yaratabilir..."
|
"Bu küçücük adanın tarihi de insanı şaşırtır. Sayfaları çevirdikçe geçmişte olup bitenler, adanın masalsı ve kanlı geçmişi gözler önüne serilir. Örneğin Troya savaşının kaderinin Ayazma Plajı’nda çizildiğini, ünlü tahta atı Troya’da bırakan Yunan donanmasının burada saklandığını, Odysseus ve arkadaşlarının karşı kıyıdan yükselecek olan dumanlı işareti burada beklediklerini, Troya’nın cayır cayır yanışının en güzel Bozcaada’dan izlendiğini kitaplar satır satır yazarlar..."
"Daha yakın tarih okunduğunda da, neredeyse aynı öykünün bir benzerine daha rastlamak mümkündür. Çanakkale Savaşı’nda da, tıpkı 3 bin yıl öncesinde olduğu gibi, Anadolu’ya saldıran düşman donanması Bozcaada’yı üs olarak seçer. Çanakkale’yi geçmek isteyen İngiliz ve Fransız savaş gemileri de, 18 Mart 1915 sabahı Bozcaada koylarından yola çıkmışlar, aynı günün akşamı birçok kayıp verdikten sonra gerisin geri adaya dönmüşlerdir..."
(Kaynak: Mehmet Yaşin 19.8.2007 Hürriyet Gazetesi) |